• Anasayfa
  • Favorilere Ekle

BilgiSentezi


"Kendi kendimize egemen olmayı öğreten yönetim, en iyi yönetimdir." Goethe                         

ECZANE AÇACAK GENÇ MESLEKTAŞLARIMA TAVSİYELER
Büyük umutlar ve emeklerle okuduğun okulundan mezun oluyorsun ve eczane açmak istiyorsun. Fakat sektörel belirsizlikler seni geriyor ve ne yapacağını bilemiyorsun. İşte bu yazıyı senin için yazdım. Herkesin koşulları ve meslekten beklentileri farklı olduğu için yeni eczane açmayı düşünen genç meslektaşlarımıza, önemli gördüğüm hususları elimden geldiğince kategorize ederek ve olabildiğince objektif olarak ele almaya çalışacağım. Fakat sen de, aklını kullanarak burada yazılanların genel geçer kurallar olmadığını bilmeli ve gerekli araştırmaları yaparak kendi konumuna göre en uygun pozisyonu almalısın. Evet, maalesef eczacılık ülkemizde iyi günler geçirmiyor. Hayat çok hızlı ilerliyor ve pek çok meslek kabuk değiştiriyor. Eczacılık da ciddi bir değişim sancısının içerisinde bulunuyor. Esasen son yıllarda ülkemizde sağlık branşlarının tümünde genel bir türbülans söz konusu. Mesleğimizle ilgili çeşitli projeler ve çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılsa da henüz somut sayabileceğimiz bir gelişme sağlayabildiğimizi düşünmüyorum. Ama gerek meslektaşlarımızın gerek de meslek örgütlerimizin ciddi bir şekilde fikir yürüttüklerini söyleyebiliriz. Muhakkak bu çalışmalar yakın gelecekte mesleğimizi arzu ettiğimiz doğru bir neticeye ulaştıracaktır.

 
1)    Erkeklere tavsiyem; ilk olarak askerlik görevinizi tamamlayın

Şayet aileden iyi bir sermayeniz var ise, aileden ticareti tanıyıp biliyorsanız ve çok cazip bir eczane yeri bulduysanız şartlar elverdiği ölçüde erteleyip, işlerinizi rayına oturttuktan sonra askerlik görevinizi yapabilirsiniz. Bu şartlara sahip olmayanlara askerlik hizmetini ertelemelerini tavsiye etmiyorum. Bunu söylememin sebebi ise ilk olarak; askere gittiğinizde hayatınızı dışarıdan gözlemleme, kendinizi tanıma ve ne istediğinize karar verme şansı elde etmiş oluyorsunuz. Siz askerdeyken birlikte mezun olduğunuz arkadaşlarınız eczanelerini açacak ve sektörün olumlu, olumsuz yönlerini ve daha önemlisi kendi deneyimlerini sizinle paylaşarak doğru adım ve stratejilerle mesleğe girme fırsatı yakalamış olacaksınız. İkinci olarak; askerlik insanı olgunlaştırıyor. Üniversiteden mezun olmanızla birlikte çoğunlukla yaşça kendinizden büyük insanlarla muhatap olacağınız için çalıştığınız işteki duruşunuz büyük önem taşıyor. Hele hele serbest eczacılık gibi hastanın nazını çekmeyi, hasta insanları idare etmeyi, personel yönetimini ve sektörel paydaşlarla dengeli ilişki yürütmeyi gerektiren bir meslekte bu sizin için büyük avantaj sağlayacaktır. Üçüncü olarak ise; askerlik erkeklerin önünde bir engeldir. Oturmuş bir iş yerini bırakıp askere gidebilmek kolay olmadığı gibi başta evlilik planı gibi gelecek kurgusu yapmada zorluklar teşkil etmektedir. Ayrıca ticaret yaptığınız için işler planladığınız gibi gitmeyebilir. İşinizi oturtmakta ve borçlarınızı ödemekte zorlanabilirsiniz, taşınmanız gerekebilir veya istemeden de olsa eczanenizi kapatmak durumunda kalıp iş değiştirmek durumunda kalabilirisiniz. Bu durumların hepsinde askerlik sizin önünüzde bir engel teşkil edecektir.

 
2)    Nasıl bir eczane açmak istediğinize karar verin

Aileden ciddi bir sermayeniz var ise oldukça şanslısınız. En gözde yerlerde eczane açmayı hayal edebilirsiniz. Hedefinizdeki devir eczaneler ve lokasyonlar sınırlı olduğundan sizin için fizibilite yapmak o kadar da zor olmayacak. Sermayeniz az veya sınırlı ise ki Türkiye şartlarında çoğunluğun bu şekilde olduğunu düşünüyorum. O zaman çok daha dikkatli hareket etmek durumundasınız. Bildiğiniz gibi eskiden sağlık kuruluşu yanına eczane açmak daha cazipti. Son birkaç yıldır bu durum tersine dönme eğiliminde. Nedeni ise SGK’ nın sistemde sürekli değişiklikler yaparak güvensiz sinyaller vermesi ve bunun paralelinde düşüş eğiliminde seyreden karlılık ve de işletme maliyetindeki anormal artışlar neticesinde risk-kazanç dengesinin bozulmaya başlaması. Bu bakımdan eczane açmayı düşündüğünüz yeri iyi analiz etmelisiniz. “Ya kazanıyorlar abi, kazanmasalar açarlar mı, herkes rızkını yer” gibi bayağı sözlerden ve bu sözleri söyleyenlerden uzak durmanızı tavsiye ederim. Biz tarihimize de bakacak olursak göçebe bir milletiz ve millet olarak ticarete pek yatkınlığımız yok. Bu yüzden böyle sözlere itibar etmeyin. Kalem kağıdı alıp detaylı bir gelir gider analizi yapmalısınız. Eczanenizin sabit giderlerini olabildiğince aşağı çekecek bir sistem kurmalısınız. Bildiğiniz gibi bir yere eczane açacağınızı söylediğinizde mülk sahipleri kirayı otomatik olarak 1.5-2 misli bir seviyeye çekebiliyorlar. Bu tür uyanıklıklara karşı civardaki esnafa, emlakçılara utanıp sıkılmadan bölgedeki kiraları sorup araştırmanızı ve sıkı bir pazarlık yaparak kolay yem olmamanızı şiddetle öneririm. Eczanenizi açtığınızda göreceksiniz, para kolay kazanılmıyor. Kira kontratınızı da minimum 10 yıllık olarak yapmalısınız. Hatta en ideal olanı 10+10 yıllık olarak yapmanızdır. Açacağınız dükkan çok stratejik bir konuma sahip değilse, yüksek kiranın uzun vadede ticari açıdan sizi yerinizde saymak zorunda bırakması muhtemeldir. Bu da boşa geçirilmiş zaman, heba edilmiş emek ve sermaye ve en kötüsü de hevesinizi ve kendinize olan güveninizi kaybetmeniz demektir. Eczacılık benim düşünceme göre artık butik olarak işletilince kar edilebilen bir mesleğe dönüşüyor. Bu yüzden fazla personel, yüksek kira, gereğinden büyük dükkan gibi faktörler zincirleme olarak maliyetlerinizi yukarı çekeceği için dikkat edilmesi gereken faktörler. Büyük olmayı, kalabalık olmayı asla marifet sanmayın. Nöbet gibi unsurları düşünerek ihtiyacınızdan fazla personel çalıştırmayın. Bu tür hizmetleri part time olarak satın alabilirsiniz. Sizin hedefiniz, kaliteli sağlık hizmetini en iyi bir şekilde kar ederek sunabileceğiniz, bütçenize uygun bir eczane açmak olmalı. Umarım hepinizin işleri beklediği gibi iyi olur ve bitip tükenmeyecekleri için istediğiniz şartları sonradan da tedarik edebilirsiniz. Ben sadece dereyi görmeden paçaları sıvamayın diyorum. Yine, yeni eczane açılışında en sık hata yapılan konu, eczane içine aşırı masraf yapılması. Günümüzde,  optimal dengeye ulaşmış ortalama bir eczanenin masraflar çıkınca net karı %10-15 arası değişmektedir. Sizlere tavsiyem, harcama yaparken ödeyeceğiniz tutarın ciro karşılığını hesaplayarak yapmanızdır. Örnek olarak 20 bin TL’ lik tadilat yaptırdınız. Bunu ödeyebilmek için ortalama 140-200 bin TL arası satış yapmanız gerekeceğini unutmamalısınız. Bu yüzden açılış borçlarınızı ödeyip önünüzü görene kadar abartı yatırımlardan kaçınmanızı öneririm. Sonrasında ihtiyaç dahilinde her zaman yenilikler yapabilirsiniz, hatta işinizi geliştirmek için bunları yapmalısınız da. Esas önemli olan temiz, hijyenik, tertipli ve dolu dolu bir eczane kurmak. Sonrası sizin insanlarla kuracağınız diyaloglara kalıyor.

 
3)    Eczanenin kasası ile cebinizi ayırın

Özellikle eczanenizi veya yeni bir işyerini açtığınız ilk bir sene çok kritiktir. Öncelikle kasaya giren paranın hepsinin kar olmadığını kesinlikle aklınızdan çıkarmamalısınız. İkinci olarak da kazandığınız parayla ilk olarak borçlarınızı ödemeniz doğru bir seçim olacaktır. Bu bağlamda, cironuza göre kendinize uygun bir maaş belirlemeniz faydalı olacaktır. Ödemelerinizi yaparken ayı 2’ ye veya 4’ e bölmek gibi kendinize göre metotlar uygulayabilirsiniz. Bu şekilde meblağlar küçüleceği için ödemelerinizi daha rahat yönetebilirsiniz. Bir diğer konu eczaneniz için ayırdığınız nakit bir sermayeniz varsa bu sermayeyi asla harcayıp tüketmeyin. Ciddi fiyat değişikliği sağlamıyorsa ödemelerinizi taksitlendirmeyi tercih edin. Çünkü yeni bir iş kuruyorsunuz ve öngöremediğiniz risklerle karşılaşabilirsiniz. Ayrıca zaten stresli bir dönemde olduğunuz için cebinizdeki nakit para psikolojik olarak kendinizi güçlü hissetmenizi sağlayacaktır. Bir diğer hayati konu da satın alma ve stok yönetimi. Bu konuları mutlaka kendiniz yönetmelisiniz. Mali konularda yapacağınız ihmaller telafisi olmayan zararlara yol açabilir. En kötüsü de meydana gelen zararın farkına varmanız ise muhtemelen birkaç ayı bulur ve iş işten geçmiş olabilir. Başka bir husus da kazandığınız parayı ilk birkaç sene işinize harcayarak karlılığınızı arttırmak doğru bir adım olacaktır. Daha sonra kazanç durumunuza göre başka yatırımlar yapabilirsiniz. Yatırım derken asla bilmediğiniz bir işe girişmeyin ve aileden gelen ciddi bir imkanınız yoksa boyunuzdan büyük yatırımlara girmeyin. Ticaretin şakası yoktur, birçok örnekte olduğu gibi zarar edersiniz, hatta batarsınız. Ve son olarak yaptığınız ek işten trilyon bile kazansanız eczanenize sahip çıkın. Çünkü bu sizin asıl mesleğinizdir ve bu hayatta yapmayı en iyi bildiğiniz şey de eczacılıktır.

 
4)    Mutlaka bankoda olun

Ben “klasik eczacılık” olarak tabir ettiğim masa başında eczacılık yapma döneminin artık kapandığını düşünüyorum. Gözlemlediğim kadarıyla genç eczacıların birçoğu da bunun önemli olduğunun farkındalar. Eczacıların aktif olarak bankoda bulunup liderlik etmesinin, eczacılığın toplumda pasif olan imajını düzeltecek, insanlarla yeniden sağlıklı bir güven tesis edecek, toplumda önemsenmesini sağlayacak ve en önemlisi de mesleğin geleceğini garanti altına alacak olan tek yöntem olduğunu düşünüyorum. Göreceksiniz, bunu hep beraber başardığımız gün çok ciddi bir mesafe almış olacağız. Eczanenizde mutlaka bankoda olmalısınız. Hiçbir meslekte meslek sahibi geri planda değilken, bizler geri planda durmayı çevrenin de pohpohlamasıyla patronluk olarak tanımlayarak kendimize göre bir dünya kurmuşuz. İnsanların eczanenin sahibi olduğunu bilmesini istiyorsanız, tüm işleyişe hakim olup tam anlamıyla işyerinizi yönetebilmek istiyorsanız mutlaka ilacı hastaya siz anlatmalı, hastanın ihtiyacını siz görmelisiniz. Evrak işleri, tertip düzen gibi geri hizmetlerde personelinizi görevlendirerek ilaçla ve hastayla mutlaka siz ilgilenmelisiniz. Açıkçası pek çok meslektaşımız bu konuda yeterli özgüvene sahip değil. Nedeni ise teknisyen arkadaşlarımız kadar pratik olmadıklarını düşünmeleri. Bu çok normal, çünkü teknisyenlerimiz yıllardır bu sektördeler ve kabul edelim işleyiş konusunda bizden daha tecrübeliler. 6 ay gibi bir süre sıkı bir şekilde bıkmadan, vazgeçmeden bankoda durmayı, reçete girmeyi ve gelen insanlarla diyalog kurmayı başarabilirseniz eczanenin tüm işlemlerini bir teknisyen kadar pratik bir şekilde yapabilir hale geleceğinizi göreceksiniz ve şaşıracaksınız. Bankoda olursanız eczanenize tam anlamıyla hakim olursunuz. Çalışanlarınız da size güven duyar, ilaç almaya gelen hastalarınız da. Ve bankoda olmak insanlarla yaşanabilecek olan iletişim kazalarının önüne geçer ve hasta/müşteri memnuniyetini arttırır. Çünkü gelen kişiler hasta veya hasta yakını olduklarından dolayı bazen son derece anlamsız istek ve tavırlarda bulunabiliyorlar. Eczanenizin sahibi olarak kimse sizden daha fazla sabır ve özen gösteremeyecektir. Elbette insanız, zaman zaman keyifsiz olabilirsiniz, enerjiniz olmayabilir, ödeme kaygısıyla veya daha başka kaygılarla kıvranıyor olabilirsiniz. Böyle zamanlarda bir köşeye çekilip kendinizi dinlemeniz en doğal hakkınız ancak bunu asla alışkanlık haline getirmemelisiniz. Bir diğer husus, umarım olmaz ama diyelim ki zincir eczane sistemine geçildi. Masa başında oturan, bilgisayarı yavaş olan, diyalog kurma ve ikna becerisi zayıf olan bir eczacıya kimse iş vermez. Kendimizi bu tür risklere karşı da hazırlamak durumundayız.
 

5)    Meslek örgütlerinize sahip çıkın, birlik olun ve farklılıklara saygı duyun

Meslek örgütleri meslektaşları bir amaç etrafında toplayıp genel bir çalışma düzeni sağlayarak; meslek içi yıkıcı bir rekabetle yıpranmaktan, farklı sektörler veya dışarıdan gelebilecek olan başka yıkıcı olumsuzluklardan mesleği koruyan; mesleğe vizyon ve gelecek projeksiyonu sağlayan faydalı oluşumlardır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bir arada olmanın gücünü bir değer yaratma potasında eritebilmektir. Birlikten kuvvet doğar felsefesiyle politize olmadan, kutuplaşmalara girmeden mesleki fayda esasında çabalamanın, çabalayanlara da destek olmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Farklı düşüncelere ve farklılıklara saygı duymalıyız. Nerede katı bir gruplaşma, kamplaşma baş göstermişse orada bağnazlık başlamış demektir. Böyle durumlarda kişilere değil, bu kötü fiile karşı demokratik tepkimizi göstermeyi bilmeliyiz. Diğer sektörleri  bilmiyorum ama sağlık sektörü maalesef dedikodunun  yoğun olduğu bir sektör. Asla bir meslektaşınızın, sektör paydaşlarınızın arkasından konuşmayın. Sizin yanınızda başkalarının karalanmasına da izin vermeyin. Birisiyle probleminiz varsa aracısız olarak direk kendisiyle görüşmekten çekinmeyin. Unutmayın aynı gemidesiniz ve bir meslektaşınızı kötülemeniz sizin de imajınızı olumsuz etkileyecek ve genel olarak sektör algınızın yerlerde sürünmesine sebep olacaktır. Ve bu olumsuz imajı düzeltmek binlerce insanın çabalarına rağmen yıllarınızı alacaktır.

 
6)    Kendinizi sürekli geliştirin

Eczacılığın kabuk değiştirdiğinden bahsetmiştik. Sosyal Güvenlik Kurumu’ nun geri ödeme kapsamı bütçe sınırlı olduğu için gün geçtikçe daraltılıyor. Onkoloji ilaçlarının hastanelerden karşılanmaya başlamasının ardından şimdi de kan ürünleri, eczane kanalından çıkartıldı. Ve bir sonraki aşamada oral beslenme solüsyonlarının olduğu konuşuluyor. Önümüzdeki yıllarda OTC kanunu ile reçete kapsamının daha da daralması bekleniyor. Bu da demek oluyor ki insanlar artık nispeten hafif rahatsızlıklar için sağlık kuruluşları yerine eczaneleri tercih etmeye başlayacaklar. Günümüzde muayene ücretleri nedeniyle eczanelere bir eğilim olduğunu gözlesek de birkaç sene içerisinde bu durum daha artacaktır. İşte burada eczacıya önemli bir görev düşüyor. Biz eczacılar kendimizi iyi geliştirir, ürün bilgimizi nitelikli bir seviyeye taşırsak insanlara çok güzel bir şekilde danışmanlık hizmeti sunabiliriz. Sunacağımız danışmanlık neticesinde insanların beğenisini kazandığımızda, zamanla insanlara yeni bir satın alma alışkanlığı kazandırmış olacağız. Var olan ama bir şekilde başka kanallardan temin ettikleri ürünleri veya daha kalitelilerini eczanelerden almaya başlayacaklar. Ve zamanla eczane kanalına girmek isteyen firmalar da rekabet edeceği için çok daha kaliteli ürünler piyasada yer etmeye başlayacak. Bu da eczanenin marka algısını daha da yukarıya çekerek bizi devlete bağımlı/yük olmaktan kurtaracak, kendi ayaklarımız üzerinde durmamıza olanak sağlayacaktır. İçinden geçtiğimiz süreç olumsuz gibi görünse de iyi yönetebilirsek, eczacılığın uzun vadede son derece özgür ve çok daha itibarlı bir meslek halini alması kuvvetle muhtemeldir. Bu bakımdan salt mesleki bilgilerinizle kalmayarak, bolca ürün bilgisi edinmenizi, işletme, satış-pazarlama, ikna gibi konularda yetkinliklerinizi geliştirmenizi şiddetle öneririm. İkna etmek kötü bir şey değildir. Kötü olan kandırmaktır. Siz insanlara sağlıklarını düzeltmek veya daha sağlıklı olmalarını sağlamak için doğru ve bilimsel tavsiyelerde bulunurken diğer taraftan da geçiminizi temin edeceksiniz. Ve bütün meslekler aynı şeyi yapıyor, herkes bir şeyler sunup karşılığında bir şeyler alıyor. Bu nedenle bol bol okuyup araştırın, hayat boyu öğrenin. Bunu kendinize misyon edinin.
 
Hepinize zorlu hayat yolculuğunda başarılar diliyorum. Umarım hepiniz istediğiniz ve hak ettiğiniz olanaklara sahip olursunuz. Her ne yaşarsanız yaşayın mücadele etmekten ve çevrenizi güzelleştirmekten asla vazgeçmeyin!

bilgisentezi.com
Paylaş |                       Arşiv     
330 kez okundu