• Anasayfa
  • Favorilere Ekle

BilgiSentezi


"Kendi kendimize egemen olmayı öğreten yönetim, en iyi yönetimdir." Goethe                         

KİTAP KURDU ÇOCUK YETİŞTİRMEK

Okumanın, daha doğrusu düzenli okuma alışkanlığı kazanmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaya gerek yok sanırım. Önemini bilsek de pek çoğumuz bunu hayatımızın rutin bir faaliyeti, eylemi haline dönüştüremiyoruz. Şahsen ben de okumayı seven birisi olmama rağmen çok iyi bir okuyucu olduğumu düşünmüyorum. Açıkçası bu konuda ciddi bir efor harcadığımı, çeşitli yöntemler üretmeye çalıştığımı söyleyebilirim. Öncelikle yanımda devamlı kitap bulundurmaya özen gösteriyorum. İşyerinde, aracımda veya herhangi bir devlet dairesinde uzun soluklu beklemem gereken durumlarda, kitabımı elime almaya çalışıyorum (Üzülerek belirtmeliyim ki benimle beraber aynı ortamda kitap okuyana da pek rastlamadım). Kitaptan sonraki ikinci alternatifimse tahmin edeceğiniz üzere akıllı telefonum. Kimileri akıllı telefonlara karşı düşmanca tavırlar takınsa da ben akıllı telefonu bir cep bilgisayarı olarak görüp bu şekilde kullananlardanım. İlgilendiğim, araştırdığım konu ile alakalı bulduğum makaleleri, nitelikli internet sitelerini favorilere ekleyerek bahsettiğim yer ve zamanlarda telefonumdan okuyorum. Buna yönelik olarak da zamanımı çalabilecek gereksiz iş ve işlemlerden de olabildiğince kaçınmamı sağlayacak önlemler almaya çalışıyorum. Örnek olarak şuan aktif bir sosyal medya hesabım bulunmuyor. Haber gibi bana çok da katkısı olmayacak, zihnimi gereksiz meşgul edecek şeyleri de telefondan takip etmemeye gayret ediyorum. Tabi ki burada haber olarak kastettiğim şey, tahmin edeceğiniz üzere çalıştığım ya da ilgilendiğim sektöre ait haberler değil. Bunlar en başta zamanımı çalmakla birlikte, hem ilgimi dağıtıyor hem de farkında olmadan ciddi manada yorgunluğa neden oluyor. Haliyle zihin ne kadar kırıntı işle uğraşırsa önemli olan konularda mesafe alabilmek de o denli zor oluyor. Tahmin edemeyeceğiniz kadar boş zaman elde ediyorsunuz, denemeyenlere mutlaka tavsiye ederim. Tabi ne kadar çabalasam da bazı dönemler hevesim kaçıyor. Çok kere taşıdığım kitaba ısınamayıp onun hamallığını yaptığım olmuştur. Ama ne kazanırsam o kar diyorum ve vazgeçmiyorum.

Gelelim okuma alışkanlığı edinme konusuna. Pek çoğumuz yaş kemale erdi, bizden olmaz, geçti, diye düşünse de bizim okuma alışkanlığı edinememiş olmamız bunu gelecek nesillere kazandırma konusunda bizi muaf etmeyecektir. İki çocuk babası birisi olarak eşimle birlikte bu konuyla alakalı epeyce fikir yürütüyoruz ve bence herkes bu konuya ciddi bir şekilde eğilmeli. Çünkü geleceğimizi bugünün çocukları şekillendirecek. Çocuklarımızı ne kadar özverili yetiştirirsek karşılığında da o kadar güzel katma değer yaratmalarını sağlayabiliriz. Uyguladığım yöntemleri sizler de biliyor ve uyguluyor olabilirsiniz. Okuyunca belki farklı çağrışımlar yapar ve daha orijinal formatlarda uygulamaya koyabilirsiniz. Kitap okuma alışkanlığında da diğer alışkanlıklarda olduğu gibi ilk ve temel adımın, görsel ve işitsel zekanın son derece aktif olduğu küçük yaşlarda bunun çocuğun bilinçaltına yerleşmesi olduğunu düşünmek hata olmaz. Zaten yapılan araştırmalar da insan karakterinin %90’ ının 0-7 yaş aralığında şekillendiğini gösteriyor. İlk olarak zaman hırsızı olan televizyonun ve akıllı telefonun geri plana atılması iyi bir başlangıç olacaktır. Televizyonsuz ve telefonsuz bir hayat mümkün mü değil mi bu ayrı bir tartışma konusu tabi ama saatlerce televizyon seyredildiği ve telefondan sosyal medyanın takip edildiği bir evde kitap okunabileceğini söylemek biraz zor. Fiziken olmasa da kalben baş köşede olmamaları gerekiyor. Şahsen biz televizyon seyretme konusunda seçici davranıyoruz. Çocuklar için uygun olmayan dizi, tartışma programı, haber gibi programları onların yanında seyretmemeye gayret ediyoruz ve bu konuda eşimle birbirimizi uyarıyoruz. Açmaya lüzum duyuluyorsa ilk tercihimiz bir çocuk kanalı, ikincisi ise vahşi olmayan belgeseller veya müzik kanalı. Çocuk kendisine rakip olarak gördüğü televizyonun kapalı olmasıyla şaşırtıcı derecede uysal ve sevecen bir hale bürünüyor deneyip gözlemleyebilirsiniz. Telefon konusunda da video izlemediğiniz ve oyun yüklemediğiniz takdirde çocukların telefona bağımlılık derecesinde alaka göstermediklerini gözlemleyebilirsiniz. Kolay bir disiplin olmasa da tabi ki en güzel olanı evdeyken ekranlardan uzak durarak aile içi iletişim kanallarını aktif olarak kullanmamız. Hiçbir şey emeksiz olmuyor. Şayet iyi bir çocuk yetiştirmek istiyorsak, anne babalar olarak bu tür konularda fedakarlık göstermemiz bir tercih olmaktan öte bir zorunluluk halini alıyor. Bu şekilde ekranlardan izole, iletişime uygun ortam sağladığınızda, çocuğunuz da hemen uyum sağlayarak iletişime açık hale geliyor. İşte böyle anlarda çocuğunuza kitap okumayı deneyebilirsiniz. Veya kitap okuyor gibi yaparak doğaçlama bir hikaye anlatabilirsiniz. Hatta bu esnada çocuğunuzun değiştirmesini istediğiniz davranışlarını hikayedeki karakterle canlandırabilirsiniz. Oldukça başarılı neticeler alacağınızı da göreceksiniz. Hangi şekilde yaparsanız yapın çocuğunuz için oldukça yararlı olacaktır. Çocuklar ilgilerini çabuk kaybettiklerinden dolayı da anne babalar için bu uygulama kesinlikle yorucu olmuyor, aksine oldukça keyifli oluyor. Zaten biraz okuduktan sonra muhtemelen çocuğunuz kendisi okumak istediğini söyleyip kitabı elinizden alacaktır. Bunun dışında çocuklarımızın önünde bizzat okuma eylemini gerçekleştirmemiz gerekiyor ki bizi örnek alıp taklit edebilsinler. Ayrıca masaların, sehpaların üzerinde kitap, dergi, kağıt, kalem eksik olmamalı. Çocuklarımız evimizin her odasında kitapla karşılaşabilmeli, kitaba ve kağıda dokunabilmeli. Büyük kızım henüz 3 yaşına yeni girecek olmasına rağmen TÜBİTAK’ ın yayınladığı Meraklı Minik, Bilim Çocuk ve Bilim Teknik dergilerine abone oldum (3 dergi senelik 130tl). Adres olarak da işyerimizin adresini verdim. Her ayın 3 günü eve elimde kargo paketi ile dönüyorum. Beni kapıda karşılayan kızıma “bak kızım dergin geldi” diye müjdeleyerek veriyorum. Büyük bir heyecanla paketi alıp açmaya koyuluyor. İçerisinden çıkan poster ve diğer materyalleri dağıtıyor, döküyor, oynuyor… ben de seyrediyorum. O ilk merakı ve ilgisi kaybolunca da beraberce derginin sayfalarını çeviriyoruz, ilgisini çeken resimlere bakıyoruz. Baktığımız sayfada “bu ne” diye sorduğu şeyi açıklayıp birkaç cümle yazı okuyorum. Size de öneririm, oldukça keyifli ve faydalı. Okul çağına gelene kadar bu gibi yöntemlerle devam etmeyi planlıyorum. Çocuklar okumayı öğrendiklerinde de derhal ilgilerini çekecek kitaplarla tanıştırılmalılar. Her çocuğun karakteri ve ilgi duyduğu alanlar farklıdır. Başta anne babalar olmak üzere okuldaki öğretmenleri, çocuğun neye ilgi duyduğunu tespit ederek o konularla ilgili kitapları temin edip çocuğun okumasını sağlamalıdırlar. Sırf popüler bir yazarın kitabı olduğu için çocuklara kitap verilmemeli, okunacak kitap özenle seçilmelidir. Şahsen ben çocukluğumda yanlış kitaplarla karşılaştığım için okumaya sempati duymakta oldukça geciktim ve halen de bunun yoksunluğunu içimde hissediyorum. Kitapları sevdiğimi maalesef çok geç fark ettim. Ve bir başka önemli konu da ilkokula giden her çocuk mutlaka anne babasıyla, varsa kardeşleriyle, beraber kütüphaneye üye olarak düzenli olarak kütüphaneye gitmeli ve düzenli olarak kitap okuması konusunda uygun bir üslupla teşvik edilmelidir.

İnsan, geliştirmesi gereken bir yönü olduğunda veya çözmesi gereken bir problemi olduğunda mutlaka bir başkasının destek ve yardımına ihtiyaç duyar. Fakat okumanın öyle bir özelliği vardır ki insana kendi söküğünü kendisinin dikebileceği marifetler kazandırır. Her işin başı eğitimse, eğitimli bir toplum olmanın yolu da hiç şüphesiz düzenli olarak okuyup araştıran nesillerden geçecektir. Hayat bir çabalar silsilesidir. Her ne kadar iyi bir netice alacağımı düşünsem de yıllar sonra çocuklarım büyüdüğünde belki bu konu ile alakalı bir başka değerlendirme yazısı yazmayı düşünebilirim.

bilgisentezi.com

Paylaş |                       Arşiv     
189 kez okundu